12 Aralık 2016 Pazartesi

10.bölüm

 Eczanenin karşısında durdu. Elindeki reçeteye bakıyordu. Şimdi bir karar vermesi gerekiyordu. Şizofreni ilgi duyduğu bir hastalıktı ve şimdi kendisi bu hastalığın bir benzerine yakalanmıştı. Bunu neden iyileştirmeye çalışacaktı ki?
 Reçeteyi bir çırpıda buruşturup kenara attı. 'Ben bu hastalıkla baş edebilirim.' dedi. Eve gitti. Yere bir minder attı. Bağdaş kurarak oturdu. Kendince meditasyon yapıp Salih'le iletişime geçecekti. Daha önce hiçbir yoga deneyimi yoktu. Nasıl yapılacağını sadece filmlerde gördüğü kadarıyla biliyordu. Saçmaladığının farkına varıp yoganın nasıl yapılacağını öğrenmek için  bilgisayarının başına geçti. Abuk sabuk bir sürü yazının arasından nihayet ciddi bir kuruluşun sitesine erişti ve kısa anlatım videolarıyla en azından yogaya başlarken neler yapılacağını öğrendiğine kanaat getirdi.
 Yine aynı pozisyonda oturdu. Gereken nefes egzersizlerini de yaptıktan sonra artık yapması gereken tek şey yeterince odaklanmaktı. Heyecanlanmıştı. Bu heyecanı odaklanmasına engel oluyordu. Nefes egzersizlerini yineledi. Tekrar odaklanmaya çalıştı. Olmuyordu bir türlü. Yatağına geçip öyle denemeye karar verdi. Uzandı ve odaklanmaya çalıştı. Uykusunun geldiğini fark etti. Umursamadan devam etti odaklanma çabasına.
 Gözlerini açtığında Salih'in ustasının icat ettiği makinenin içerisindeydi. Uyuyakalmış olmalıydı. Gördüklerine inanamıyordu. Acaba Salih'i nerede bulacaktı şimdi? Bu makineyi kullanıp Salih'in yaşadığı yere gidebilir miydi? En iyisi Salih için bir not bırakmaktı. Kendi bedenine giden bir kapı var mıydı? varsa o kapıyı nereden bulacaktı? Bunları düşünürken zaten bir rüyanın içerisinde olduğunu hatırladı. istediği yere gidebilir, istediği şeyi elde edebilirdi. Bütün sınırlar hayal gücünündü artık.
 Bu labirentin içinde daha hızlı yol almak için bir araç lazımdı. At getiriverdi rüyasına. Atına atlayıp koridor koridor dolaştı. kapıların üzerindeki yazıları okumak bile çok etkileyici, merak uyandırıcı ve eğlenceliydi. Nihayet kendi kapısını buldu. Demek ki usta kendi bedenine de girmişti. Kapıya şu notu düştü; 'Buraya gel Salih, harita burada!'
 Atından inip Kapıdan içeri girdi ve uyuduğu yerde uyandı. Müthiş bir mutluluk ve heyecan içerisindeydi. Artık yapması gereken şey Salih'in gelmesini beklemekti.
 Salih'in kendi bedeninde gelip karşılaşmalarını sağlayacak bir şey bulmalıydı. Aynı zamanda bir kullanım kılavuzu olan haritayı aldı. incelemeye başladı. Evet bir yolu vardı. yapması gereken; dilini dirseğine değdirmenin bir yolunu bulmaktı. Peki kimin dilini? Kimin dirseğine...

3 Aralık 2016 Cumartesi

9.bölüm

 Gözlerini açtığında kendisini bir yatak odasında buldu. Banyoya gidip aynaya baktı. Karşısında bir bebek değil bir yetişkin duruyordu. Hatırladığı şey ise bir klon olduğuydu. Birileri gizlice Klonlamıştı kendisini. embriyonik gelişimini de bir ineğin rahmi yerine şırdanında tamamlamıştı. 
 Oldukça ilginç bir öz geçmiş. Salih alabildiğine hayrete düşmüş bir o kadar da hayran kalmıştı şuanda bedeninde bulunduğu kişiye. Aynadaki yansımasından kendini alamıyordu.
 Hiçbir resmi kaydı yoktu. Kendisini klonlayan adam oldukça zengindi ve kendisini bir hayat sigortası olarak klonlamıştı. herhangi bir yeri hastalandığında kendi bedenindeki hastalıklı organı söktürüp kendisiyle birebir uyumlu olan klonundaki organı alacaktı. Bu klon olarak dünyaya gelen kişi için büyük bir haksızlıktı.
 Perdeyi açıp dışarıya bakmak istediğinde bir kapanda olduğunu anlamıştı. Yemek yediği, yıkandığı, tuvalete gittiği yer hepsi küçük bir dairedeydi. resmi bir kaydı olmaması hiçbir yaşama hakkının da olmaması anlamına geliyordu. Salih bu olumsuzlukların farkındaysa klon olan kişi de farkındaydı fakat sebepsiz bir mutluluk duygusu vardı içerisinde Böyle sıkıcı bir yerde nasıl oluyorda sağlığını muhafaza edebiliyorlardı peki bu klonun? Salih'in aklından bunlar geçerken kahvaltısı da kapının altından içeri sürüklendi.
 Tam zamanında gelmişti. Oldukça aç hissediyordu. Kahvaltısını yaptığında o tuhaf mutluluğu da arttı. Sorusunun cevabını da lisede gördüğü biyoloji dersine borçluydu. Yiyeceklerine mutluluk hormonları olan seratonin, dopamin ve endorfin koyuyorlardı. Böylelikle sıkıntıdan oluşan hastalıkları bertaraf ediyorlardı.
 Haritayı saklamak için harika bir yer gibi görünüyordu bu şırdan düşkünü adamın odası. Fakat riskliydi. Her an kendini klonlayan kişi klonunu almaya gelebilirdi. Yine de küçücük daireyi araştırmak bir şey kaybettirmezdi.
 daireyi didik didik araştırdı. Fakat ortada ne bir harita ne de bir kağıt vardı.
 Bu ilk denemesi başarısız olmuştu. Harita burada değildi. Fakat bu adamın bedenine girmek keyifli bir maceraydı Salih için.
 Buradaki işi bitmişti ancak bir sıkıntısı vardı. Sabaha kadar güzel bir uyku çeken klonun aldığı mutluluk hormonlarıyla akşama kadar uykusunun gelmesi pek mümkün görünmüyordu. Uykusu gelene kadar içerisinde bulunduğu bedeni yorması gerekiyordu. Çareyi spor yapmakta buldu. ısınma hareketlerinden sonra şınav, mekik derken yorulmuştu nihayet. Uyuyup kendini labirentin içinde buldu.
 Harita burada da yoktu. Ustası dış güçlerin elindeydi. Zaman geçtikçe ustası için tehlikeli bir hal alıyordu. Ustasına ne yapabileceğini bile bilmiyordu. Başka bir kapıya yöneldi. Kapının üzerindeki yazı şuydu; "Buraya gel Salih, harita burada!"